Corpus ciliare ne işe yarar ?

Simge

New member
Corpus Ciliare Ne İşe Yarar? Gözün İçindeki Sessiz Yöneticiyle Bir Gün

Corpus Ciliare Ne İşe Yarar? Gözün İçindeki Sessiz Yöneticiyle Bir Gün

Geçenlerde bir arkadaşım göz muayenesinden çıktıktan sonra bana, “Doktor gözümün içinde küçücük bir kasın sürekli çalıştığını söyledi. Ben onu hiç düşünmemiştim,” dedi. Açıkçası ben de o ana kadar gözün yalnızca kornea, iris, lens ve retina gibi daha çok duyduğumuz bölümlerinden ibaretmiş gibi düşünüyordum.

Sonra biraz araştırınca karşıma corpus ciliare, yani siliyer cisim çıktı.

İşin ilginç tarafı şu: Bu yapı gözün içinde adeta görünmez bir yönetici gibi çalışıyor. Bir yandan merceğin şeklini değiştirerek yakına odaklanmamıza yardım ediyor, diğer yandan gözün ön bölümündeki sıvının, yani aköz hümörün üretiminde görev alıyor. Üstelik göz içi basıncının düzenlenmesinde de dolaylı olarak rol oynuyor.

Bunu öğrenince kendi kendime, “Peki bütün bunlar günlük hayatta ne zaman oluyor?” diye sordum.

Cevabı bulmak için gelin küçük bir hikâyenin içine girelim.

Bir Akşam Masasında Başlayan Merak

Hikâyemizde dört kişi var: göz hastalıkları alanında çalışan Dr. Kerem, biyoloji öğretmeni Elif, fotoğrafçılıkla ilgilenen Deniz ve üniversitede mühendislik okuyan Mert.

Akşam yemeğinden sonra masanın üzerinde eski bir fotoğraf makinesi duruyordu. Deniz, makinesinin objektifini temizlerken birden durdu.

“İnsan gözü de fotoğraf makinesi gibi mi çalışıyor?” diye sordu.

Mert hemen söze girdi:

“Temel olarak ışığı topluyor, görüntüyü retina üzerinde oluşturuyor. Lens de odaklama yapıyor. Mantık aşağı yukarı belli.”

Elif gülümsedi.

“Belli mi gerçekten? Lensin nasıl odak değiştirdiğini biliyor musun?”

Mert birkaç saniye düşündü.

“Lens hareket ediyor sanıyordum.”

Kerem başını salladı.

“İşte burada corpus ciliare devreye giriyor.”

Masadaki konuşma bir anda değişti.

Herkesin gözü vardı ama gözün içindeki bu küçük yapının yaptığı işi kimse günlük hayatında fark etmiyordu.

Elif, “Aslında ilginç olan da bu,” dedi. “Bir şeyin önemini bazen onu hiç hissetmediğimiz için fark etmiyoruz.”

Bu cümle bana da mantıklı geldi. Çünkü corpus ciliare çalışırken herhangi bir düğmeye basmıyoruz. “Şimdi yakına bakacağım” diye gözümüze emir vermiyoruz. Buna rağmen kitap okurken, telefona bakarken, karşımızdaki insanın yüzünü incelerken gözümüz sürekli farklı mesafelerdeki nesnelere uyum sağlıyor.

Corpus Ciliare Tam Olarak Nerede?

Önce haritayı çıkaralım.

Corpus ciliare, gözün orta tabakasında bulunan ve koroid ile iris arasında yer alan siliyer cisimdir. İki önemli bölümünden söz edilir: önde kıvrımlı çıkıntıların bulunduğu pars plicata, arkada ise daha düz olan pars plana. Siliyer cisim içerisinde özellikle bizim hikâyemizin başrolünü oynayan siliyer kas bulunur. Ayrıca merceği askıda tutan zonüler liflerle de yakın ilişki içindedir.

Kerem masadaki peçeteye basit bir göz çizdi.

“Şuradaki lensi görüyorsunuz. Lensin çevresinde onu tutan ince lifler var. Bunlara zonüler lifler veya Zinn zonülleri deniyor. Bunların gerisinde de siliyer cisim bulunuyor.”

Mert hemen sordu:

“Yani siliyer cisim lensi doğrudan çekip itiyor mu?”

“Tam olarak öyle değil,” dedi Kerem. “Siliyer kasın kasılıp gevşemesi, zonüler liflerdeki gerilimi değiştiriyor. Bunun sonucunda lensin şekli değişiyor.”

İşte burada konu gerçekten ilginçleşiyordu.

Yakındaki Kitabı Okurken Gözümüzün İçinde Ne Oluyor?

Elinize bir kitap aldığınızı düşünün.

Kitap gözünüzden uzakta değil, oldukça yakın.

Normalde uzağa bakarken siliyer kas daha gevşek durumdadır. Zonüler liflerin gerilimi daha fazladır ve lens daha düz bir şekle çekilir. Bu durum uzak nesnelere odaklanmaya uygundur.

Şimdi kitabı yaklaştırdınız.

Yakındaki nesneye odaklanabilmek için akomodasyon adı verilen süreç devreye girer. Siliyer kas kasılır. Bu kasılma zonüler liflerin lens üzerindeki gerilimini azaltır. Lens daha küresel ve kalın bir şekle yaklaşır; böylece kırma gücü artar ve yakın nesnenin görüntüsü retinaya daha uygun biçimde odaklanabilir.

Elif burada söze girdi:

“Yani lens aslında sabit bir cam parçası değil.”

“Kesinlikle,” dedi Kerem. “Yaşayan, şekli değişebilen bir yapı.”

Mert güldü.

“Demek mühendislikteki otomatik odaklama sisteminin biyolojik versiyonu var.”

Deniz hemen itiraz etti:

“Ben fotoğraf makinesi kullanıyorum ama gözün yaptığı iş çok daha karmaşık.”

Kerem de bunu onayladı.

“Çünkü göz yalnızca mekanik bir sistem değil. Sinir sistemi, kaslar, mercek, retina ve beyin birlikte çalışıyor.”

Burada erkek ve kadın karakterleri birbirinden keskin kalıplarla ayırmak mümkün değildi. Mert meseleye mekanizma ve çözüm açısından yaklaşırken Elif, bunun insan yaşamındaki anlamını sorguluyordu. Deniz ise iki bakış arasında bağlantı kuruyordu. Her biri farklı düşünme biçimleri getiriyor, fakat hiçbiri tek başına bütün resmi açıklayamıyordu.

Bence hikâyenin en güzel tarafı da buydu.

Peki Corpus Ciliare Sadece Odaklama İçin mi Var?

Hayır.

İkinci büyük görevi burada karşımıza çıkıyor: aköz hümör üretimine katkı sağlamak.

Aköz hümör, gözün ön bölümünde bulunan berrak sıvıdır. Siliyer çıkıntılardaki siliyer epitel, bu sıvının oluşumunda temel rol oynar. Sıvı arka kamaraya geçer, pupilla üzerinden ön kamaraya ulaşır ve ardından başlıca trabeküler ağ ile Schlemm kanalı üzerinden dışarı drene edilir. Üretim ve drenaj arasındaki denge göz içi basıncının düzenlenmesinde önemlidir.

Mert bu kez daha ciddi bir ifadeyle sordu:

“Yani gözün içinde sürekli sıvı üretilip boşaltılıyor mu?”

“Evet,” dedi Kerem. “Gözün iç ortamının düzenlenmesi açısından bu sürekli dolaşım önemli.”

Elif hemen ekledi:

“Bu bana biraz şehir altyapısını hatırlattı. Su sürekli geliyor ama gider sistemi de çalışmak zorunda.”

Kerem gülümsedi.

“Güzel benzetme. Üretim ile drenaj arasındaki denge bozulduğunda göz içi basıncıyla ilgili sorunlar ortaya çıkabilir. Glokom gibi hastalıkların değerlendirilmesinde aköz hümör dinamikleri bu yüzden önemlidir.”

Burada önemli bir ayrıntı var: Corpus ciliare tek başına “göz tansiyonunu belirleyen yapı” değildir. Göz içi basıncı; aköz hümör üretimi, drenaj yolları ve gözün diğer özellikleri arasındaki karmaşık ilişkinin sonucudur. Siliyer cisim bu sistemin önemli parçalarından biridir.

Kasılınca Ne Değişiyor?

Siliyer kasın bir başka ilginç özelliği, farklı yönlerde düzenlenmiş kas liflerine sahip olmasıdır. Literatürde longitudinal, radial ve circular yani boyuna, radyal ve dairesel lif gruplarından söz edilir. Bunların birlikte çalışması hem akomodasyonda hem de aköz hümörün dışa akış yollarının düzenlenmesinde rol oynar.

Özellikle boyuna liflerin skleral mahmuz ve trabeküler ağ çevresindeki yapılara etkisi, aköz hümörün dışa akışı açısından önem taşır. Siliyer kasın kasılması trabeküler dışa akımı kolaylaştırabilecek mekanik değişikliklere katkıda bulunabilir.

Mert hemen kendi yöntemine döndü:
 
Üst